27 Ocak 2014 Pazartesi

Bir Konser Yazısı "Murray Perahia & BİFO" Ocak 2014

16 Ocak 2014 akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaydık. Anadolu Oditoryumu Murray Perahia’yı izlemek için gelen heyecanlı kalabalıkla doluydu. Müzik camiası’ndan ünlü isimler de oradaydı.


Perahia’nın Schumann performansı akıllarda kalacak nitelikteydi.


Bis eseri ise Franz Schubert’in Mi Bemol Majör Impromptu’süydü.


İkinci yarı ise her zaman dinleme fırsatı bulamayacağımız eserlerden oluşuyordu. Schreker, Tüzün, Erkin ve Saint-Saens’ın eserlerinden dinamik bir program oluşturulmuştu. Başarılı performansın akabinde bis eseri olarak Şubat ayında cd kaydı da yapılacak olan Mikhail Ipolitov’un Caucasian Sketches adlı eseri’nin Procession of the Sardar adlı son bölümü seçilmişti.


Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası
Sascha Goetzel, şef
Murray Perahia, piyano

Program
Robert Schumann [1810–1856]
Piyano Konçertosu, La minör, Op. 54
I. Allegro affettuoso
II. Intermezzo: Andantino grazioso
III. Allegro vivace
ara
Franz Schreker [1878–1934]
Vorspiel zu einem Drama
Ferit Tüzün [1929–1977]
Çeşmebaşı Bale Süiti
I. Giriş
II. Horon
III. Pas de deux
IV. Oyun Havası
V. Türkü
VI. Bar ve Son Oyun
Ulvi Cemal Erkin [1906–1972]
Senfonik Bölüm
Camille Saint-Saens [1835–1921]
Samson ve Delilah’dan “Bacchanalle”


Konser Sonrası Murray Perahia ile birlikte

Murray Perahia
piyano
Amerikalı piyanist Murray Perahia, otuz beş yılı aşan konser kariyerinde
günümüzün en aranan ve beğenilen piyanistlerinden biri haline geldi ve
dünyanın önemli tüm müzik merkezlerinden neredeyse en iyi orkestraların
tümüyle çaldı. Academy of St Martin in the Fields’ın da sürekli konuk şefi olan
sanatçı, toplulukla şef ve piyanist olarak ABD, Avrupa, Japonya ve Güneydoğu
Asya turneleri gerçekleştirdi.
 New York’ta doğan Perahia, piyanoya dört yaşında başladı ve daha sonra
şeflik ve bestecilik çalışacağı Mannes College’a devam etti. Yazları gittiği Marlboro
Festivali’nde Rudolf Serkin, Pablo Casals ve Budapeşte Yaylı Çalgılar Dörtlüsü’nün
üyeleri ile ortak çalışmalarının yanı sıra Mieczyslaw Horszowski ile de müzik
çalışmalarını sürdürdü. İzleyen yakın dostu olacak olan Vladimir Horowitz’in
kişiliği ve bakış açısı ona büyük bir esin kaynağı oldu. 1972’de Leeds Uluslararası
Piyano Yarışması’nı kazandı ve 1973 yılında ilk konserini verdiği Aldeburgh
Festivali’nde Benjamin Britten ve Peter Sears ile yakın bir işbirliği içinde oldu;
Sears’a pek çok Lied resitalinde de eşlik etti. Perahia 1981’den 1989’a kadar
festivalin eş sanat yönetmenliğini yürüttü.
 Oldukça zengin ve çeşitlilik içeren bir diskografisi bulunan Murray Perahia
2009 Eylül’ünde Sony Classical’dan Bach’ın 1, 5. ve 6. Partitalarının kaydını
çıkardı. Önceki solo kayıtları arasında Beethoven’ın opus 14, 26 ve 28 sayılı Piyano
Sonatları ile Bach’ın 2, 3. ve 4. Partitaları yer alıyor. Chopin’in opus 10 ve 25 sayılı
Etütleri ve Bach’ın 1, 3 ve 6 numaralı İngiliz Süitleri’nin kaydıyla iki kez Grammy
Ödülü kazanan Perahia, defalarca da bu ödüle aday gösterildi. Sanatçının pek
çok Gramophone Ödülü de bulunuyor. 1998’de Sony Classical , Perahia’nın firma
ile işbirliğinin 25. yılını kutlamak amacıyla dört disklik bir set çıkardı. 2010
Aralık’ında yine aynı firmadan Brahms yapıtlarından oluşan bir albüm çıkardı.
 Murray Perahia yakın zamanda Beethoven’ın tüm sonatlarını Henle Urtext
Edition için düzenlemek gibi büyük bir projeye başladı. Aynı zamanda efsanevi
piyanist Alfred Cortot’nun yakınlarda ortaya çıkan ve saatler süren ustalık sınıfı
kayıtlarının da prodüktörlüğünü ve edisyonu yaptı. Bu çalışma Sony’den
Alfred Cortot: The Master Classes adıyla çıktı.
 Royal College of Music ve Royal Academy of Music onursal üyelikleri, Leeds
ve Duke üniversitelerinden onursal doktoraları bulunan Murray Perahia, müzik
alanında yaptığı olağanüstü katkılardan dolayı 2004 yılında İngiltere Kraliçesi
tarafından onursal şövalyelik unvanıyla onurlandırıldı.


Program Notları
Robert Schumann [1810–1856]













Piyano Konçertosu, La minör, Op. 54
I. Allegro affettuoso
II. Intermezzo: Andantino grazioso
III. Allegro vivace
Schumann bu yapıtı için çalışmaya başladığında ortaya çıkacak eserin bir
konçerto olacağını düşünmemiştir. Onun aklındaki, eşi Clara Schumann için
yazacağı “piyano ve orkestra için bir fantezi”dir. Ancak ortaya sonradan
konçertonun birinci bölümüne dönüşecek olan bağımsız formda bir müzik
çıkmıştır. 1845 yılında Schumann, yakın dostu olan orkestra şefi Ferdinand
Hiller’in (1811–1885) desteğiyle yapıtın ikinci ve üçüncü bölümleri de yazarak
konçertoyu tamamlamıştır. Konçerto ilk kez 1 Ocak 1846 tarihinde, Leipzig’de
seslendirilmiş, orkestrayı Hiller yönetmiş, piyanoyu Clara Schumann çalmış ve
yapıt büyük başarı kazanmıştır.
Clara Schumann&Robert Schumann
 Konçertonun genel özelliği Schumann’ın, Liszt, Chopin ve Brahms’ta fark
edilen dışavurumcu virtüöziteye yer vermemiş olmasıdır. Virtüözite Schumann
için hiçbir zaman bir amaç olmamış, ancak bir araç olabilmiştir. Besteci,
piyanistten bu konçertoyu içine kapanık fakat derin felsefi, hatta yer yer şairane
duygularla çalmasını ister. Tüm bu duygu yoğunluğu Schumann’ın ezgileriyle de
birleşince konçerto, günümüzün en sevilen ve en sık çalınan konçertolardan biri
olmuştur.
 Yapıtın birinci bölümü, Schumann’ın tipik depresif ve lirik karakterini
yansıtmakla beraber, yer yer umut dolu yorumlanması gereken anlarıyla dikkat
çeker. Tüm yapıtın duygu yoğunluğuna bakıldığında, bestecinin yaşam öyküsü de
anımsanırsa, konçertonun ilham perisinin Clara Schumann’dan başkası olmadığı
anlaşılmaktadır.
 İkinci bölüm, ilk bölümün ardından hafiflemiş bir ruh hali ile gayet saydam
bir his içerisinde gelen bir intermezzodur. Burada özellikle bölümün ortasında
viyolensellerin çaldığı tema dinleyicileri rahatlatırken adeta bir “oda müziği”
atmosferi yaratır. Fakat çok geçmeden intermezzo, sürpriz bir geçişle üçüncü
bölümün parlak bir mutluluk havasındaki temasını piyano ile duyurur. Orkestra,
temaya zarif bir eşlikle katılır. Hızlı tempolu bir valsi andıran üçüncü bölümde
Schumann, neredeyse hiçbir müziğinde rastlanmayan, pürüzsüz bir mutluluğa
ulaşmış izlenimi verir. Besteci, ender anlarından birinde umutsuzluğu bir kenara
bırakmıştır. Bölümde bu türün hemen hemen tüm örneklerinde görüldüğünün
aksine, piyano orkestraya meydan okumamaktadır. Bölüm, piyano ile orkestra
arasında karşılıklı hoş atışmalar içerisinde sürüp gider ve parlak bir bitirişle yapıt
noktalanır. 31’ sürer

Franz Schreker [1878–1934]












Vorspiel zu einem Drama

Avusturyalı besteci Schreker “Bir Dram için Prelüd” başlıklı yapıtını, 1913
yılında bestelemiştir. Bestecinin Die Gezeichneten adlı dördüncü operası, onun
aynı zamanda en başarı kazanmış yapıtının prelüdü olarak tasarlanmıştır.
Bestelenişinden yirmi yıl kadar sonra Naziler tarafından “patolojik hastalıklı”
olarak nitelendirilen bu opera, tam da Avrupa’nın iki dünya savaşı arasında
sıkışıp kalmış toplumunun pesimizmini ve 20. yüzyılın devrim niteliğindeki sosyal
gelişimlerini yansıtır. Vorspiel zu einem Drama, ilk kez 8 Şubat 1914 tarihinde
Viyana’daki Musikverein Salonu’nda Felix Wingartner yönetimindeki Viyana
Filarmoni Orkestrası tarafından seslendirilmiştir. 10’ sürer

Ferit Tüzün [1929–1977]










Çeşmebaşı Bale Süiti
I. Giriş
II. Horon
III. Pas de deux
IV. Oyun Havası
V. Türkü
VI. Bar ve Son Oyun

Ferit Tüzün’ün en sevilen ve bilinen yapıtlarından biri olan Çeşmebaşı Bale
Süiti, ilk önce beş bölüm, daha sonra ise üç bölümlü olarak tasarlanmıştır. Üç
bölümlü versiyonu ilk kez 1958 yılında Adolf Mennerich yönetimindeki Münih
Filarmoni Orkestrası tarafından seslendirilmiş ve çok beğenilmiştir. Yapıtın
bu versiyonlarının adı “Anadolu Süiti”dir. Tüzün, 1963–1964 yılları arasında bu
süiti yeniden ele alarak üç bölüm daha eklemiş ve adını da “Çeşmebaşı Bale
Süiti” olarak değiştirmiştir. Yapıtın müzikal özellikleri bakımından Anadolu’nun
yerel ezgilerini yansıtmasının yanı sıra, Türk balesinin kurucusu, ilk hocası ve
koreografı Dame Ninette de Valois’nın koreografisi ile sunulan aynı adlı balenin
müziği olması da büyük önem taşır. Bale, bir Anadolu köyünün gündelik yaşam
geleneklerinden kesitleri anlatır. Çeşmebaşı Bale Süiti’nin son versiyonu, ilki Giriş
ve sonuncusu Son Oyun olmak üzere altı bölümden oluşur. 19’ sürer

Ulvi Cemal Erkin[1906–1972]









Senfonik Bölüm

Ulvi Cemal Erkin “Senfonik Bölüm” adlı yapıtını Türkiye Radyo Televizyon
Kurumu’nun isteğiyle 1967 yılında yazmaya başlamıştır. İki yıllık bir çalışmanın
ardından 1969’da tamamlanan yapıtın ilk seslendirilişi bestecinin vefatından
sonra yapılabilmiştir. “Senfonik Bölüm” gerek çalgılaması gerekse ezgisel örgüsü
bakımından çok zengin bir müziktir. Hem halk ezgi ve ritimlerini, hem de
geleneksel Türk müziğinin renklerini işleyerek, sanat hayatının tüm birikimini 12 13
ustaca müziğine yansıtan Erkin’in bu yapıtı hakkında bestecinin eşi ve pek çok
Türk bestecinin yapıtının ilk seslendirilişini yapan piyanist Ferhunde Erkin’in
sözlerini aktarıyoruz:
 “Erkin, Senfonik Bölüm’ü 1969 yılı Ağustos ayında tamamlamdı ve ilk
kez, ölümünden dört yıl sonra, 8 Ekim 1976’da Jean Périsson yönetiminde
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından seslendirildi. Senfonik Bölüm’ün
yavaş başlayan lirik birinci bölmesinde etkili ve melodik çizgiler ağırlıktadır.
Ksilofonun uzaktan gelen değişmez vuruşları belki zamanın kaçınılmaz akışını,
belki insanın yalnızlığını, belki evrenin o herşeyden üstün düzenini simgeler. Bu
bölme kontrfagot ve kontrbasların başlattığı ve giderek tüm çalgı gruplarının
katıldığı bir yükselişle, hızlı ritmik hareketlerin, değişen aksak tartıların bir iç
çatışmayı yansıttığı ikinci bölmeye bağlanır. 5/8’lik, 7/8’lik, 3+2+3 yapısında 8/8’lik
ve 3+2+2+3 yapısında 10/8’lik ritimlerin kullanıldığı bu bölme vuruş aralarında
seslerin şaşırtıcı seyrelmesiyle yavaşlar ve diner. Eserin bitimine doğru ilk bölmeyi
anımsatan ama değişik çalgı renkleriyle farklı olarak geliştirilen kısa bir dönüş
bölmesinde ksilofon, artık değişmezliğini benimsediğimiz vuruşlarını keser ve
bize küçük bir cümle ile çözemediğimiz bir sır söyler. Eser yaylı çalgıların sanki
doğanın sonsuzluğunu duyuran ve uzakta kaybolan düş sesleri ile sona erer.”
15’ sürer

Camille Saint-Saens [1835–1921]












Senfonik Bölüm
Samson ve Delilah’dan “Bacchanalle”

Yunan mitolojisinde şarap tanrısı olarak bilinen Baküs’ün adını alan ve bu
tanrıya tapınmak için düzenlenen şenliklere Bacchanelle denir. Saint-Saëns
1877 yılında yazdığı operası Samson ve Delilah içinde çalınmak üzere yazdığı
danslardan birine de bu adı vermiştir. Operanın Fransızca librettosunu Ferdinand
Lemaire yazmış, ancak yapıt ilk kez Almanca çevirisi ile Weimar’da 2 Aralık 1877
tarihinde sahnelenmiştir. Avrupa’nın çoksesli müziğinde Bacchanelle adı ile Baküs
şenliklerine ithafen yazılmış en tanınmış yapıt Saint-Saëns’ınkidir. Ancak Richard
Wagner Tannhäuser operasının içinde, Alexander Glazunov Mevsimler balesinde
bu başlıkla bir bölüm bestelemiştir. Ayrıca John Cage’in 1940 yılında hazırlanmış
piyano için yazdığı ilk yapıtı da bir Bachanelle’dir. 7’ sürer
Program Notları: Sungu Okan

http://www.borusansanat.com/__Topluluklar/Sezonu_Programi_2013_2014.aspx


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder