28 Ekim 2011 Cuma

Yelda Özgen Öztürk & Jerfi Aji

Yelda Özgen Öztürk, çello & Jerfi Aji, piyano




31 Ekim Pazartesi, 19:30 

İstanbul Filarmoni Derneği Konserleri

Galatasaray Üniversitesi, Coşkun Kırca Salonu
Ortaköy, Istanbul

Program

F. Couperin - La Bandoline
Louis de Caix d'Hervelois - La Milanese
L. van Beethoven - Viyolonsel ve Piyano Sonatı No. 3, Op. 69, La majör

ARA

D. Gabrielli - Ricercar 2, solo viyolonsel için
D. Shostakovich - Viyolonsel ve Piyano Sonatı, Op. 40, Re minör

Bilgi için: 
İstanbul Filarmoni Derneği Tel: (0212) 245 67 17


18 Ekim 2011 Salı

İstanbul Devlet Opera ve Balesi - Ekim 2011

08.10.2011, 20:00
Konser
Somali’ye Yardım Konseri (***)






12.10.2011, 20:00
19.10.2011, 20:00

Bale
Concerto Barocco / Mi Favorita / Creatures (**)






15.10.2011, 20:00
Konser
Açılış Konseri(*)






22.10.2011, 20:00
25.10.2011, 20:00
26.10.2011, 20:00
27.10.2011, 20:00

Opera
Aşk İksiri (*)





23.10.2011, 11:00
Çocuk Müzikali
Müziğe Dokunmak (*)







29.10.2011, 20:00
Konser
Şehitler Oratoryosu (*)





30.10.2011, 11:00
Çocuk Müzikali
Çocuk Dünyası (*)



(*) Kadıköy Süreyya Operası
(**) Fulya Konser Salonu
(***) Aya İrini



17 Ekim 2011 Pazartesi

İş Sanat - Ekim 2011

AÇILIŞ KONSERİ
BORUSAN İSTANBUL FİLARMONİ ORKESTRASI & SASCHA GOETZEL & EFE BALTACIGİL


25 Ekim 2011 20:00
SASCHA GOETZEL şef
EFE BALTACIGİL çello

Program
M. Glinka “Ruslan ve Ludmila”dan Uvertür
R. Schumann Çello Konçertosu Op. 129, La minör
A. Dvorak Orkestra ve çello için “Silent Woods” Op. 68/5, B.182
J. Brahms Senfoni No. 4, Op.98, Mi minör

İş Sanat muhteşem tonu, güçlü kişiliği ve derin ifade yeteneğiyle ülkemizin en gurur veren genç sanatçılarından Efe Baltacıgil’i ve önde gelen senfonik topluluklarından Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nı aynı sahnede buluşturan görkemli bir konserle 12. sezonunu açıyor. 2005’te sadece on dakikalık bir prova sonucunda piyanist Emanuel Ax ile yorumladığı Beethoven’ın 1 no.lu çello sonatıyla dinleyiciler ve kritikler tarafından büyük övgü alan Baltacıgil, aynı yıl “Uluslararası Genç Konser Sanatçıları” sınavı, “Peter Jay Sharp” ve 2006’da da “Washington Sahne Sanatları Derneği” ödüllerinin sahibi olarak uluslararası platformda dikkatleri üzerine topladı. Bugüne kadar Pinchas Zukerman, Midori ve Yo Yo Ma gibi önemli isimlerle konserlerinin yanı sıra Yo Yo Ma’nın “İpek Yolu” projesinde de yer alan Baltacıgil’e İstanbul konserlerinin yanı sıra Anadolu ve yurtdışında pek çok yıldız solistle sahneyi paylaşan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik ediyor. Geçtiğimiz yıl Arvo Pärt’in yeni yapıtının dünya prömiyerini gerçekleştirdiği başarılı sezonun ardından Andante dergisinin “2010 Yılı Klasik Müzik Ödülleri”nde “Yılın En İyi Orkestrası” ödülüne layık görülen topluluk, gecede göreve geldiği 2009’dan beri orkestranın repertuarı ve vizyonuna birçok yenilik getiren sanat yönetmeni ve sürekli şefi Sascha Goetzelyönetiminde sahne alacak.

16 Ekim 2011 Pazar

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası - Ekim 2011


13 Ekim 2011, 20:00
Lütfi Kırdar UKKM

Vadim Repin, keman
Sasha Goetzel, şef

Berlioz:Roma Karnavalı Uvertürü, Op. 9
Lalo:İspanyol Senfonisi, Re minör, Op. 21
Strauss R.:Till Eulenspiegel’in Neşeli Serüvenleri
Schmitt:Salome Trajedisi, Op. 50

“Vadim Repin’in anadili: Müzik...”
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, sezonun açılış konserinde usta kemancı Vadim Repin ile birlikte romantik dönem repertuarının seçkin örneklerini sunuyor. Hayal gücünü ve asaletini seslendirdiği yapıtlara katarak müziğin derinliklerinde farklı bir boyut ulaşan, dünya çapında ünlü orkestralar ve solistlerle konserler verip kayıtlar dolduran Repin, bir kez daha Türkiye’de... Tutku, şiirsellik, mükemmel bir teknik ve duyarlılık Repin’i tanımlayan sözlerden yalnızca birkaçı. 19. yüzyılda odaklanan açılış konserinde Berlioz, Lalo, R. Strauss ve Schmitt’in yapıtları kronolojik bir sıralama ile seslendirilecek.














17 Ekim 2011, 20:00
Caddebostan Kültür Merkezi

Vadim Repin, keman
Sasha Goetzel, şef
Haydn: 39. Senfoni
Mendelssohn:Re minör Keman Konçertosu
Bizet/Waxman:Carmen Fantezisi, Keman ve Orkestra için
Prokofyev:1. Senfoni, Re Majör, “Klasik”, Op. 25

Avrupa ve Amerika klasik müzik basınında “kariyerinin zirvesinde” olarak gösterilen kemancı Vadim Repin, özellikle 19. yüzyıl müziğinin ruhuna işleyişindeki ustalığı ve temiz çalış üslubu ile vereceği ikinci konserde dinleyenleri zaman içinde bir yolculuğa davet ediyor. Repin’in keman repertuarının en sevilen yapıtlarından Mendelssohn’un Re minör Konçertosu’nu seslendireceği konserin açılışı ve kapanışınıysa her ikisi de 20. yüzyılda yazılmış olan, Britten’ın Simple Symphony’si ile Prokofyev’in ünlü Klasik Senfoni’si ile BİFO yapacak.



11 Ekim 2011 Salı

TRT Çocuk ve Gençlik Koroları Sınav Duyurusu




Yıllardır Türkiye’deki müzik yaşantısına büyük katkıları olan TRT Çocuk ve Gençlik Koroları’nın sınav duyuruları:




DUYURU


            Çalışmalarını Ankara, İstanbul ve İzmir Radyoları bünyelerinde sürdürmekte olan TRT Çocuk Korolarına takviye amacıyla sınavla eleman alınacaktır. Sınavlar 22-23 Ekim 2011 tarihlerinde Ankara’da, 19-20 Kasım 2011 tarihlerinde İstanbul’da26-27 Kasım 2011 tarihlerinde ise İzmir’de yapılacaktır. 


TRT Çocuk Koroları Sınavlarına katılacak adaylarda:

1.     2003-2004 yıllarında doğmuş olmak,

2. Gelişmeye elverişli kaliteli bir çocuk sesine ve bu eğitimi yürütebilecek yeterli düzeyde bir müzik kulağına ve belleğine sahip olmak,

3.  Koronun çalıştığı il sınırları içerisinde oturuyor olmak,

şartları aranacaktır.

            Sınavlara katılmak isteyenlerin 10-21 Ekim 2011 tarihleri arasında nüfus cüzdanı ve 2 adet vesikalık fotoğraf ile birlikte Ankara, İstanbul Radyo Müdürlükleri  ve TRT İzmir Müdürlüğüne şahsen başvurmaları gerekmektedir.

            Mektupla yapılacak başvurular kabul edilmeyecektir.

            İlgililere duyurulur.


                                                                                                                       

TRT Gençlik Korosu, İDSO, Alexander Markov



 DUYURU
   
Çalışmalarını Ankara ve İstanbul Radyoları bünyesinde amatör olarak sürdüren TRT Ankara ve İstanbul Gençlik Korolarının Soprano, Alto, Tenor ve Bas gruplarındaki eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla, 03-04 Aralık 2011 tarihlerinde TRT Ankara Gençlik Korosu, 10-11 Aralık 2011 tarihlerinde ise TRT İstanbul Gençlik Korosu için sınav yapılacaktır.

TRT Ankara ve İstanbul Gençlik Korosu sınavlarına katılacak adaylarda;

1.T.C Vatandaşı olmak

                   2.Mutasyon (Ses Değişimi) dönemini tamamlamış ve 26 yaşından gün almamış      olmak (1986  ve daha sonra doğanlar)

3.Gelişmeye elverişli kaliteli bir sese ve eğitimi yürütebilecek yeterli düzeyde bir müzik kulağına ve belleğine sahip olmak,

 4.Koronun çalıştığı il sınırları içerisinde oturuyor olmak,
           şartları aranacaktır.

Sınava katılmak isteyenlerin 14 Kasım 2011 ile 02 Aralık 2011 tarihleri arasında nüfus cüzdanı ve 2 adet vesikalık fotoğraf ile birlikte ilgili Radyo Müdürlüklerine  şahsen başvurmaları gerekmektedir.

                   Mektupla yapılacak başvurular kabul edilmeyecektir.

İlgililere duyurulur.




6 Ekim 2011 Perşembe

Alla Turca ile Devr-i Alem

Zaman
08 Ekim Cumartesi · 16:00 - 18:30

Yer
KV Cafe - kv.com.tr
Asmalı Mescit Mh. Tünel Geçidi (Meydanı) 6, Beyoğlu 34420
Istanbul, Turkey



Yazan: Emir Gamsızoğlu

Proje
Alla Turca ile Devr-i Alem" bir kayıt projesi. Bu kayıt 15 yıla yakın bir süredir yazdığım eserleri bir araya toplayacak. Ayrıca kayıt sürecinden görüntüler ve kayıtta yer alan sanatçılarla yapılacak röportajlardan oluşan kısa bir film de bu projenin içerisinde.

Bu kaydı satışa sunmayacağız,  ama bu yola destek vererek bu projeye katılacak herkes bir kopya sahibi olacak. Maksadım yaptıklarımı tanıtabilmek, kendimden geriye birşeyler bırakmak ve bu projeyi hep beraber gerçekleştirdiğim dostlarla bize özel, başka kimsede olmayan bir kaydı arşivlerimize dahil etmek. Bu proje sadece kayıt için bana destek veren sanatçı ve teknik ekibin masrafları, kaydın yapılacağı konser salonu ve piyanosunun kirası ve CD/DVD'lerin ve kitapçıklarının basımından oluşan küçük bütçeye sahip. Bu dostlara dahil olmak isteyecek katılımcılar sayesinde bu projeyi gerçekleştirmek amacındayız.

Katılın bize, kuralları yıkıp kafamıza göre bir albüm yapalım!

Eserlerim
Yazdığım eserlerin bazılarını bazılarınız dinlediniz, en yenileri ise eşim Ege için yazdığım mi-sol-mi notalarından oluşan "EGE" isimli solo piyano parçası, Cahit Sıtkı Tarancı'nın şiirleri üzerine yazdığım Lied'ler "Eda", "Çöküyorum" ve "Bizimkiler", ve hala son rötuşlarını yaptığım piyano ve orkestra için "Alla Turca ile Devr-i Alem". Hepimizin kanına yerleşmiş ve batılılara ters gelen (2-2-2-3) diziliş ile 9/8'lik ritimdeki melodimi, Avrupa, Amerika ve Asya'da gezdirdiğim bu eseri gerçek bir orkestra ile kaydetmek pahalı bir prodüksiyon ama günümüzün teknolojik olanakları bu sorunu bilgisayar programları sayesinde halletmemize yardım ediyor.
Hedeflediğimiz kayıt bitirme tarihi Mayıs 2012. Kayıtlar, Istanbul, Paris ve New York'ta gerçekleştirilecek. Bu eserlerin tümünü önümüzdeki sezonda İstanbul ve New York'ta  yapacağımız konserlerde seslendireceğiz.



Hikayem
Piyano çalmaya 20 yaşımda başladım. Öncesinde profesyonel basketbolcuydum ve geçirdiğim bir sakatlık sonucu kariyerimi bırakmak zorunda kaldım. İyileşme döneminde piyano çalmaya başlayıp, bunun çok hoşuma gitmesiyle hayatımın yönünü tam anlamıyla 180 derece değiştirmiş oldum. Tabii ilk başta bunun pek farkında değildim. Piyano da tıpkı basket gibi sadece "takıldığım" birşeydi. Ardından konservatuarda klasik müzik ve etrafındaki katılaşmış normlarla tanıştım. Yargılar ve önyargılarla da tanıştım. Ardından Paris'de piyanist/besteci Hüseyin Sermet'le çalışmaya devam ettim ve zamanla kendimi Chen Halevi, Marina Chiche, Belcea Quartet gibi dünyaca kabul görmüş sanatçılarla aynı sahnede buldum. Eskilerin dediği gibi azim ve çalışmanın elinden hiçbirşey kurtulmuyormuş gerçekten.


Kuralları yıkmak
Piyano çalmaya çocukken başlanır kuralını yıktığımı New York'da David Dubal ile tanıştığımda daha iyi anladım. "Reflections from the Keyboard" kitabının yazarı Dubal beni dinledikten sonra "Senin her cümlene -Piyano çalmaya 20 yaşımda başladım- diye başlaman lazım" dedi. Ardından yine New York'da Pulitzerli besteci David Del Tredici yazdığım eserlere göz atıp beste yapmaya devam etmemi söyledi. 35 yaşımdaydım, İstanbul İşSanat'da Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar gösterisinden New York'daki evime dönerken havaalanında Cahit Sıtkı Tarancı'nın 35 Yaş isimli şiir kitabını görüp, aldım. Yolculuk boyunca Cahit Sıtkı benimleydi, böylece bu kayıt projesinde Burak Bilgili'nin seslendireceği Liedlerim için ilk adımı atmış oldum. Basketboldan müziğe geçişyaptığım yıllarda "bestecilik nasıl birşey acaba" diyerek yazdığım piyano eserlerine besteci Mete Sakpınar da Del Tredici benzeri bir tepki göstermişti; devam et dedi. New York'ta o küçük parçalara eşim Ege'nin isminin notalarıyla yazdığım bir Ballade ve Heybeli şarkısı üzerine bir Varyasyon ekledim. Böylece kuralları yıkmaya, bestecilik için de gerekli olanlara uymayarak devam ettim.


Sanat mı, Olimpiyat mı?
Sporculuktan gelen biri olarak sanat dünyasındaki rekabeti çok namert bulan biriyim. Sporda skorunuz bellidir, yener ya da yenilirsiniz. Seyirci size küfür eder, ıslıklar ya da adınıza tezahürat yapar. Klasik müzikte ise sessiz bir kalabalık sizi karşılar, belirsizlik ve görecelik esastır. "Daha hızlı, daha yüksek, daha kuvvetli" Dünya Olimpiyatlarının sloganıydı yanlış hatırlamıyorsam! 20. yüzyılda sanat dünyası da, müzisyenlerin daha güzel, daha ilginç, daha çok, daha hızlı olmanın ve daha bir sürü "daha" ile pekişen sıfatın peşinden koştuğu bir olimpiyat'a dönüştü. Daha kelimesi en baştan bir nicelik belirtiyor. Ben ise sanatı sanat yapanın nicelikten çok nitelik olduğunu düşündüm hep. Basketbolda 3'lük atmak peşinde koşmayı bıraktığımda, niceliğin de peşinde koşmayı geride bırakmıştım. Fakat 20. yüzyılın müzik sanayisinin, müzisyenleri kayıt yaparak kalabalıklara ulaştırmak için stüdyolara tıkması bu düşüncemi haksız çıkardı. Birbirleri ile kurallarının sessizce belirlendiği bir yarış içinde olan sanatçılar, daha hızlı çalmaya, daha ilginç olmaya, daha çok kayıt yapmaya çalıştıkça birçoğu kişiliklerini yitirmiş makinalar gibi duyuldular.


21. Yüzyıl
21. yüzyılın interneti çocukların bahçesi haline getirmesi, kalabalıklara kolayca ulaşabilmemizi sağladı. Ve zamanla bu arzu yerini kendine özgü sesleri aramaya bıraktı. Rafine deneyimler yaşamak isteyen insanlar yavaşyavaş kendi küçük çevresine dönmeyi özler hale geldi. Artık yapılan kayıtlar kalabalıklara ulaşmıyor. 30 Ocak 2010*'da Washington Post'da çıkan haber günümüzün popüler kemancısı Hillary Hahn'ın Tonight Show'a çıkarak albümünü tanıtması üzerineydi. Klasik müziğin tüm dünyada tanınan yüzü Hahn'ın 500'ün altında satan kaydı, tüm dünyada kayıt piyasasının nasıl bir düşüşe geçtiğini gösterdi. Efsanevi piyanist Murray Perahia'nin Bach Partitalar kaydı Amerika'da sadece 189 kopya satmıştı. Artık klasik müzikte en çok satan Top 10 listesine girmek hiç de zor değil. Bazı haftalar tüm dünyada 50'den az satılan kayıtlar bile bu listede olabiliyor.


Tarihçe
20. Yüzyılın başında, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin genç bestecileri çok kıymetli eserler yazdılar. Birçoğu Avrupalı usta klasik müzik bestecilerinin öğrencisi olduğundan, o dönemde içinde bulundukları gelenekler doğrultusunda eserler bestelediler. Cemal Reşit Rey sınıf arkadaşı Maurice Ravel ve hocası Gabriel Faure'den etkilendi, Adnan Saygun ise Vincent D'Indy'den. Başta Saygun, Ulvi Cemal Erkin ve Necil Kazım Akses olmak üzere bir çok Cumhuriyet dönemi Türk bestecisi Anadolu halk temalarını eserlerinde kullandılar. Fakat o dönemde besteciler toplumları müzik türlerine en çok yakınlaştıran, halkın rahatlıkla söyleyebileceği, klasik veya romantik, basit armonilerle işlenmiş melodilerle dolu eserler yerine, genelde o dönemin bestecilikteki moda akımları ve yazı stilleri ile yazdılar.

Oysa ki savaştan çıkmış genç bir cumhuriyetin müziğini temsil etmekle, kökü yüzyıllara dayanan geleneklerin devamı niteliğinde besteciler olmak çok farklıydı; bestecilerimizin, özellikle de Türk Beşlerinin üzerlerinde başka baskılar da vardı. Onlar o dönemin şartlarında yapılabilecek en iyi işleri yaptılar, hepsini sevgi ve saygıyla selamlıyorum.


Yeni Türk Klasik Müziği
20. yüzyılın ikinci yarısında Türk Sanat Müzikçilerini kızdıran ve klasik müzikçilere cephe almalarına sebep olan gelişmeler oldu. Oysa Edison'un bulduğu ampulü kullandığımız gibi, yine batılıların geliştirdiği müzik sistemlerini kullanarak ve kendi melodi sistemlerimize uyum sağlamalarına çalışarak kendimize ait müziği başka bir noktaya taşıyabiliriz. Bu işe Ravel'in, Faure'nin yüzyıllar süren bir gelişmenin sonunda geldikleri yerden başlarsak, işte esas o zaman batı kültürünün esiri olmuş oluruz. Ben ise bugün hayatımda olan konuları, bize ait sevdiğim melodileri veya şiirleri ve batı müziğinin en basit ve anlaşılması en kolay yöntemlerini kullanarak müzik yazıyorum. Klasik müzik dünyasının demode diye nitelendireceği formları ve armonileri kullanarak bir başka kuralı daha görmezden geliyorum. Eğer batı kültürünün yüzyıllar süren gelişiminin bir uzantısını olduğuna inanmış bir besteciyseniz, o yolda devam etmekte hiçbir mahzur olduğunu sanmıyorum. O alanın başarılı bestecilerine şapka çıkartalım derim. Ama nitelik, ne olmadığımızı bilmekte diye düşünüyorum ve kendimin Bach, Mozart ve Beethoven ile başlayan, Arvo Part veya Magnus Lindberg ile süregelen geleneğin bir uzantısı olmadığımı, Türkiye'ye ait bir müziği kovalayan bir müzisyen olduğumu düşünüyorum.


Düstur
İşte bu yüzden kendime özgü bir biçimde, bir başka deyişle "kafama göre" başladığım kariyerime aynı düsturla devam etmek üzere yoldayım. Başta belirttiğim gibi bu kaydı satışa sunmayacağız,  ama bu yola destek vererek bu projeye katılacak herkes bir kopya sahibi olacak. Böylece albümü hep beraber yapmış olacağız ve albümümüz "kendin pişir kendin ye" usulü, satışa sunulmadan tükenmiş olacak.  

Ben sürekli değişen sistemin hepimizi tek tipleştirmesine gönülden karşıyım. Sefasını sürüp, cefasını çekerek de kafama göre bir düzen tutturmak konusunda ısrarcıyım. Gelin bu yolda bir adım da siz atın ve beraberce kafamıza göre bir kayıt yapalım. Heybeli ada sesini bir kez daha bulurken, Cahit Sıtkı yeni bir solukla kulaklara ulaşsın ve Türk melodileri ile bir Türk besteci klasik müzik literatüründe kendilerine yer açsın.





3 Ekim 2011 Pazartesi

Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler Konseri


GENÇLER ÇALIYOR, TÜRKİYE DİNLİYOR                                                                     

“DÜNYA SAHNELERİNDE GENÇ YETENEKLER KONSERİ“

Dokuz Genç Yetenek Onduline Avrasya sponsorluğunda Güher ve Süher Pekinel ile birlikte 11 Ekim (2011) de İstanbul CRR, 12 Ekim’de Ankara Bilkent’de ve 13 Ekim İzmir Sabancı Kültür Sarayında konser verecekler.

1948 Harika Çocuklar yasasının son on beş yıl içinde işlerliğini yitirmesi, bu yasanın sağladığı desteğe ihtiyaç duyan yetenekli çocukların yetiştirilmesini önemli ölçüde engelledi. Bu nedenle, G&S Pekinel ile proje sponsoru Onduline Avrasya ülkemizdeki yetenekleri keşfederek, onların gereksindikleri desteği sağlamak üzere harekete geçtiler. Bu bağlamda ilk hedef yoğun müzik eğitimi veren konservatuarlara odaklanarak, bu okulların piyano, keman, viyolonsel, flüt ve klarnet bölümü öğrencileri arasından en yeteneklilerini seçmek ve onlara destek sağlamaktı. İlk seçmeler, ilgili il orkestralarının grup şeflerinden oluşan bir jüri ile birlikte İzmir, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Antalya ve Mersin’de gerçekleştirildi.

Seçmelerde başarılı olan Genç Yetenekler 2010 yılında Avrupa ve ABD’nin tanınmış pedagog ve sanatçıları tarafından eğitim görmek üzere kabul edildiler. Kendileriyle yapılan anlaşmalar uyarınca, toplam 11 bursiyer ayrıca yıl sonunda yapılacak önemli uluslararası yarışma ve yaz kurslarına katılmak üzere hazırlanmak ve gerekli başvuruları yapmakla yükümlüydüler. Üstlerine düşeni fazlasıyla yerine getiren Genç Yetenekler, kısa zamanda çok başarılı oldular. Kimi katıldıkları yarışmalarda en yüksek ödülleri kazandılar, kimi de önemli orkestralarla birlikte solist olarak konser vermek üzere seçildiler.
Önümüzdeki yıl içinde de önemli uluslararası yarışma ve ustalık sınıflarına katılmaya ve konser vermeye devam edecekler.

Bu konser serisinde, 9 Genç Yetenek Güher ve Süher Pekinel ve Efdal Altun ile birlikte 11 ve 13 Ekim 2011 tarihlerinde sırasıyla İstanbul ve İzmir müzikseverleriyle buluşacaklar.


2 Ekim 2011 Pazar

Süreyya Operası -Ekim 2011

3 Ekim 2011, 20:00


“Paganini 24 Kapris”
Atilla Aldemir, keman
Etsuko Miyakoda, piyano



Efsanevi viyolonist Niccolo Paganini’ye yaraşır bir keman şöleni! Viyana’da yaşayan değerli keman sanatçımız Atilla Aldemir, yine Viyana’da Japon asıllı piyanist Etsuko Miyakoda ile Paganini’nin Kaprisleri’nin tümünü bir arada icra edecekler. “Ruhunu şeytana satan kemancı” olarak anılan Paganini’nin Robert Schumann’ın piyano düzenlemesi ile seslendirileceği konserde, yirmi dört Kapris’ten her biri dinleyici için ayrı bir yolculuk olacak.





17 Ekim 2011, 20:00

“2011 Türkiye’de Kuzey Kıbrıs Yılı” Özel Konseri
Rüya Taner, piyano







2011 Türkiye’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm yılı kapsamında gerçekleştirilecek olan konseri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin önde gelen genç kuşak piyanistlerinden Rüya Taner gerçekleştirecek. Programda yer alan Kamran İnce’nin “Kaplılar” eseri, Taner’in siparişi üzerine “Avrupa’nın Tatlı Suları” adlı CD projesinde yer alması için bestelenmiştir. Bu eser, Kıbrıs adasındaki iki farklı toplum yansıtmaktadır. Değerli virtüöz Rüya Taner, bu konserle ilk defa Süreyya Operası’nda seyirciyle buluşmuş olacak.

Program
R. Schumann- F. Liszt Widmung
R. Schumann Fantasiestücke Op.12
K. İnce Kapılar
F. Liszt Il Sospiro
F. Liszt Macar Rapsodisi No.12





24 Ekim 2011, 20:00

Borusan Quartet
Esen Kıvrak, keman
Olgu Kızılay, keman
Efdal Altun, viyola
Çağ Erçağ, viyolonsel
Konuk Sanatçı: Ruşen Güneş, viyola

Program
W. A. Mozart Dörtlü Op.19 Do Majör KV 465 “ Dissonance”
W. A. Mozart Viyolalı Beşli Sol Minör KV 516


http://www.sureyyaoperasi.org