18 Aralık 2011 Pazar

Zehra Yıldız Gecesi

Zehra Yıldız Gecesi



18 Aralık 2011 20:00
Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İstanbul

19 Aralık 2011 20:00
Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi, İstanbul


Dünya Sahnelerindeki Sanatçımız, Soprano Zehra Yıdız Anısına İstanbul’da Buluşuyor

Türk operasının gözbebeği, İstanbul operasının kıvancı soprano Zehra Yıldız, 12 Aralık 1997’de Heidelberg Operası’nda temsil sonrası geçirdiği beyin kanamasıyla aramızdan ayrılmıştı. O hafta Almanya’nın iki ayrı operaevinde “Salome” ve “Fidelio” temsillerinde başkadın rolündeydi. Istanbullular ise onu son kez Tosca temsiliyle belleklerinde korudular.

“Zehra Yıldız Kültür ve Sanat Vakfı” her yıl olduğu gibi Zehra’yı yine New York Metropolitan, La Scala, San Francisco, Cenevre, Bologna, Nürnberg, Düsseldorf, Karlsruhe, Magdeburg ve Freiburg operası gibi dünyanın önde gelen sahnelerinde alkışlanan; katıldıkları uluslararası opera yarışmalarında ülkemize pek çok kez birincilik ödülleri kazandıran genç sanatçılarımızla ve sevgili izleyicileriyle anacak.

Zehra’nın konukları bu kez bas bariton Burak Bilgili, soprano Hale Yener, tenor Murat Karahan, bariton Kartal Karagedik ve Leyla Gencer Şan Yarışması’nda derece alarak opera dünyasının dikkatlerini çeken mezzo soprano Anna Lapkovskaja. Zehra’nın solistlerine birçok eserde kendisiyle çalışmış olan piyanist Sergei Gavrilov eşlik edecek. Ve bu kez Zehra, Gavrilov ile yorumladığı II. Mehmet Operasın’dan Anna’nın aryasıyla barkovizyondan izleyicilerine seslenecek.

Ölümünün hemen ardından eşi, İDOB sanatçısı tenor Süha Yıldız öncülüğünde kurulan Zehra Yıldız Kültür ve Sanat Vakfı, Zehra Yıldız’ın adını ve sanatını genç yeteneklerin başarılarında yaşatabilmek; opera, bale, çok sesli müzik ve benzeri işitsel görsel sanatların yurt içinde ve dışında tanıtılmasını ve yaygınlaştırılmasını desteklemek amacını güdüyor.




14 Aralık 2011 Çarşamba

İstanbul Resitalleri - Aralık 2011

KERLL BEETHOVEN BACH LISZT
IGOR LEVIT piyano
15 ARALIK 2011 Perşembe 20:00
SAKIP SABANCI MÜZESİ 'the Seed'



Ödüle doymayan piyanist Igor Levit için Frankfurter Allgemeine Zeitung "bu yüzyılın en büyük piyanisti olmaya aday değilse, ta kendisi..."diyor. Hamamatsu Yarışması'ndan Birincilik ödülü ile dönen Levit, 2005 Uluslararası Arthur Rubinstein Piyano Master Yarışması'nda dört ödül birden aldı. Bu sezon London Philarmonic ile sahneye çıkacak olan en önemli piyanistlerden biri... 


Igor Levit, halen NDR Sinfonieorchester Hamburg, Israel Philharmonic Orchestra, Düsseldorf ve Lucerne Senfoni orkestraları ve ve NDR Radiophilharmonie Hannover gibi büyük orkestralar ile çalıyor. 

Vladimir Jurowski batonu altında
 English Chamber Orchestra ve Chamber Orchestra of Europe ile turneler gerçekleştiriyor.
'Kissinger Sommer 2011'de Vladimir Spivakov yönetimindeki Rusya Milli Filarmoni Orkestrası ile yer alması, London Philharmonic ile Jurowski yönetimindeki konseri gündeminin en önemli adımlarını oluşturuyor. Bugünlerde Münih, Berlin, Frankfurt, Hamburg, Viyana, Salzburg, Pekin ve Milano resitallerine ek olarak Rheingau Musik Festival, Beethovenfest Bonn, Heidelberger Frühling ve Schumannfest Düsseldorf'ta sahneye çıkıyor.

Igor Levit, 2005 yılında Uluslararası Arthur Rubinstein Piyano Master yarışmasında dört ödül birden almış olmanın yanısıra 2004 International Maria Callas Grand Prix'de ikincilik ve International Hamamatsu Piano Academy yarışmasından da birincilik ödülü sahibi. En son olarak Levit'e 2009 yılında Kissinger Sommer'da 'Luitpold Ödülü' verildi.

Birlikte oda müziği konserleri vermekte olduğu büyük isimler arasında Lisa Batiashvili, Gautier ve Renaud Capuçon, Mischa Maisky ve Maximilian Hornung var.

Program
KERLL
Passacaglia, Re minör, Bux WV 161
Beethoven
17. Piyano Sonatı “Tempest” La Bemol Majör, Op.31 No.2
Bach arr. Brahms
Sol el için “Chaconne”
Liszt
Sposalizio
Liszt
Il Pensieroso
Liszt
Sonetto 1 2 3 del Petrarca
Liszt
Apres une lecture du Dante






Albert Long Hall - Aralık 2011

07 Aralık 2011 Çarşamba
ŞARKIYLA ŞİİRİN KUCAKLAŞMASI

Sanatçılar
LILIANNA ZALESIŃSKA (mezzo-soprano) / PIOTR SZYMANOWICZ (piyano) / MARIA TOMALA (viyola)

Konser Programı
Schubert : Iki Şarkı (op.106)
Heimlisches Lieben (K. L. von Klenke)
An Silvia (W. Shakespeare)
Schubert: Arpeggione Sonatı
Brahms: İki Şarkı,op. 91              
Gestillte Sehnsucht (F. Rückert)
Geistliches Wiegenlied (L. de Vega /E. Geibel)
Szymanowski: Dört Şarkı- Tadeusz Miciński dizeleri üstüne, op. 11
Loeffler: Dört Şiir, Op.5 (Baudlaire ve Verlaine’den)



14 Aralık 2011 Çarşamba
OSMANLI'DAN CUMHURİYET'E PİYANO MÜZİĞİ

Sanatçılar
AYDIN KARLIBEL (piyano)

Konser Programı
C.R.Rey: Özyurt Kantatı’ndan Preludium (düzenleme: A.Karlibel)
Henri Furlani: Hymne Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri
Giuseppe Donizetti: Mecidiye Marşı/ Cezayir Marşı
Guatelli Paşa: Şevkat Marşı/ Bayram Marşı/ Yıldız Marşı/ Yıldız’da bir Revü Marşı
Paul Lange: Barbaros Hayreddin Marşı
A.Lombardi: Şarkı
T.Michaelis: Turkish Patrol
Michael Haydn: Türk Marşı (düzenleme: A.Karlıbel)
Joseph Haydn: ‘La Roxelane’ (düzenleme: A.Karlıbel)
Sultan II Mahmud: Şarkı
Sultan III Selim: Şarkı
Sultan V.Murad: Schottisch Galop/ Marş
Sultan Abdülaziz: Valsa Davet
Wagner-Tausig: Valküreler’in Uçuşu (düzenleme: A.Karlıbel)
Berlioz: Liszt Senfoni Fantastik’den Baloda
Martha Remmert : Schlummerlied am Ufer des Bosphorus/Gondollied
Liszt: Grande Paraphrase
C.R.Rey: 12 Anadolu Türküsü’nden No.7 ‘Köroğlu’(düzenleme: A.Karlıbel)/ İki Parça’dan No.II
A.Karlıbel: Genç Osman ve Serenler /Yedigöller Süiti’nden ‘Nazlıgöl’/ Bulut Gelir



21 Aralık 2011 Çarşamba
YENİ YILA COŞKUYLA

Sanatçılar
PARIS CLASSIK ORCHESTRA BERTRAND CERVERA (keman) / GHISLAINE ROUX (mezzo soprano)

Konser Programı
Bartok: Romen Dansları
J.Srauss: Valsler
Masenet: Méditation de Thaïs
Piazzolla: Tango
Vitali: Chaconne
Bizet: Carmen -Habanera et Séguédille ou l’air des cartes
Offenbach: La Périchole (Opérettes): La griserie et le couplet de l’aveu ou la lettre
                    La vie parisienne Air de Métella.
Kurt Weil (Cabaret): L’Opéra de quat’sous, Air de Barbara
                                 Mahagonny , La chanson d’Alabama
Vivaldi: Olympiade “Gemo in un punto e fremo”
Mozart: Chérubin (Figaro’nun Düğünü) “Voï che sapete… “
Poulenc: La reine de cœur
Rahmaninof: Chanson géorgienne 

12 Aralık 2011 Pazartesi

Borusan Müzik Evi - Aralık 2011

2 aralık Cuma,20.00
Esra Berkman, kanun
Nazlı Işıldak, piyano

Esra Berkman ve Nazlı Işıldak’ın 2008 yılında kurduğu kanun ve piyano ikilisi, bu iki çalgının ilham verici tınılarını büyüleyici bir uyum içinde sunuyor. İkili, 2011 Mart’ında çağdaş Türk besteciler Tolga Zafer Özdemir’in “Ex Orient Lux”, Enis Gümüş’ün “Başına Bağlamış Astar’dan” ve 2011 Mayıs’ında Uğraş Durmuş’un “At the Golden Horn No.2” adlı kanun ve piyano ikilisi için besteledikleri yapıtların ilk seslendirilişini gerçekleştirdi. Borusan Müzik Evi müzikseverlere bu yapıtları tekrar dinleme imkânını sunuyor. Ünlü Ermeni bestecilerin yapıtlarından bir seçki, Chopin ve Grieg yapıtları ve Ukrayna halk ezgilerini kanun-piyano uyarlamaları geceye renk katacak.

  


10 Aralık cumartesi, 20.00
Metamorphosis
Sedef Erçetin Atala, viyolonsel
Maria Papatetropoulou, piyano

Çellist Sedef Erçetin Atala ve piyanist Maria Papapetropoulou, Ege’nin karşılıklı iki yakasından doğan dostluklarının göstergesi olarak klasik ve çağdaş bestecilerin tanınmış eserlerini bir araya getirerek romantik bir atmosfer yaratıyor. “Metamorphosis” yani dönüşüm olarak adlandırdıkları bu oluşumla, 19. yüzyıl Almanya’sından yüzyıl sonlarının Fransa’sına, 20. yüzyıl başından sonuna dek Rusya’dan Arjantin’e, Yunanistan’dan Türkiye’ye, her yeri serüvenlerine katarak kendilerine özgün bir repertuar oluşturuyorlar. İkili, bu yıl Borusan Müzik Evi’nde Nixos Xanthoulis’in kendileri için yazdığı “Rendez-vous avec une inconnue” adlı yapıtı ve Sedef Erçetin Atala’nın bestesi ile aynı adı taşıyan Metomorphosisadlı albümlerinden parçalar seslendirecek. Metomorphosis, Atala’nın deyişi ile Türkiye ile Yunanistan arasındaki tüm dostlukların tarihi niteliğinde.




15 Aralık Perşembe, 20.00
Şirin Pancaroğlu, arp
Elif Yurdakul, flüt

Şirin Pancaroğlu ve Elif Yurdakul arp ve flüt ikilisinin zamanla sınırlandırılamayacak repertuarından seçkin parçalar ile Borusan Müzik Evi’nde... Binyıllardır olağanüstü sesiyle dünyanın farklı coğrafyalarında insanları büyüleyen iki çalgı, arp ve flüt, tarihsel serüvenlerinin ilginçliği ve tınılarının verdiği huzur sayesinde günümüz müzik sahnelerinin de şüphesiz vazgeçilmezleri arasında. Türkiye’nin genç kuşak bestecileri ile, dünyadan ve Türkiye’den geleneksel ezgilerle ve arp repertuarının seçkin yapıtlarıyla görüş alanını sürekli genişleten ve sahne performansına canlılık katan Şirin Pancaroğlu, efsanelere konu olan çalgısı arpı çoğul kimlikli bir çalgı olarak tanımlıyor. Elif Yurdakul ise en az arp kadar serüvenli bir geçmişi olan flüt ile bu müzikal tabloyu tamamlıyor.





21 Aralık Çarşamba, 20.00
Koral İstanbul
Gülsen Yavuzkal, koro şefi
Ludmilla Ilinykh, piyano

İstanbul’un kültürel dokusuna dört dörtlük bir uyum sağlamış olan Koral İstanbul, farklı uluslar, dinler ve ses renklerini tek nefes haline getiriyor. Bugüne dek İstanbul’un tarihi ve kültürel önem taşıyan mekânlarında konser vermeye özen gösteren topluluk, bu kez Borusan Müzik Evi’nde Noel şarkıları, halk ezgileri, spiritüel ezgiler ve popüler eserlerinden oluşan repertuarları ile çok özel bir performans sunacak.




23 Aralık Cuma, 20.00
Elif Şahin, piyano
Szymon Chojnacki, bas

Türkiye’nin Avrupa’daki gurur kaynaklarından Elif Şahin ve Stuttgart Operası’nın yıldızlarından bas Szymon Chojnacki, edebiyat ve müzik buluşmasının eşsiz ürünleri olan Lied’lerle bir araya geliyor. Avrupa’nın pek çok sahnesinde verdiği resitallerin yanı sıra, Stuttgart Müzik Yüksek Okulu’nun Lied Bölümü’nde öğretim üyeliği de yapan Şahin, kariyerini konçerto veya oda müziği yorumculuğu yerine Lied üzerine yoğunlaştırarak çoğu piyanistten ayrılıyor. Müzik Evi’ndeki konserlerinde,Lied türünün ilk temsilcilerinden Franz Schubert ile besteciliğine farklı türlerde yapıtlarla her gün yeni bir soluk getiren Fazıl Say arasında bir köprü kuruyor. Say’ın “Dört Şarkı”sı İstanbul’da ilk kez seslendirilecek

F. SCHUBERT: Seçme Şarkılar
F. SAY: Dört Şarkı, Op. 37, (Şiirler: Hikmet, Bachmann, Uyar, Rilke)


11 Aralık 2011 Pazar

Süreyya Operası - Aralık 2011

12 Aralık 2011, 20.00


İdil BİRET, piyano

Liszt 200. Doğum Yıldönümü

Beethoven / Liszt      Senfoni No. 1
Beethoven                  Sonat No. 21 (Waldstein)

                        -ara-

Liszt                           Dört Büyük Etüd: No. 1,2,9,12  (1837)


Gezi Yılları - 3. Yıl: İtalya
         Este villasının Fıskiye oyunları

Gezi Yılları - 2. Yıl: İtalya
            ilave (Venedik ve Napoli)
                       Gondoliera
                       Canzone
                       Tarantella





19 Aralık 2011, 18.00

G. Bizet anlatan: Ali POYRAZOĞLU







26 Aralık 2011, 20.00


EGE BRASS
Tolga BİLGİN, Bahtiyar MATNİYAZOV trompet
Kerim GÜRERK korno, Baki ONUR trombon
Kenan GÖKKAYA tuba, Bora PEYNİRCİ perküsyon
                                                          
Program
G. F. Handel – Saba Kraliçesi'nin Gelişi
J. S. Bach – Brandenburg Konçerto No.6'dan Allegro
J. S. Bach – Sol Minör Küçük Fugue
M. Forsyth – 'The Golyardes Grounde'A. Vivaldi – Dört Mevsim
W. A. Mozart - Türk Marşı
E. Crespo - 'Vals Peruano'
J. S. Bach - 'Das Wohltemperierte Klavier'
L. Henderson (düzenleme) - Pasific Bach, Blue Bach, Dixie Bach
J. Gale (düzenleme) - 'Thats a Plenty'
L. Henderson (düzenleme) - 'Muskrat Ramble'
A. Piazzola - 'Libertango'  

10 Aralık 2011 Cumartesi

Caddebostan Kültür Merkezi - Aralık 2011

01.12.2011, 20.30
İrge Sezer Vocals and Ensemble ile Alman Müziği ve Bestecileri Gecesi


Ortaçağdan, günümüze, Alman Müziği ve Bestecileri Konseptli Konserimiz, Hildegard von Bingen, Bach, Brams, Mendelshon, Schubert, Schumann, Mozart, F. Lehar, İrge Sezer, R. Strauss, Beethoven, G. Mahler ve Shoenberg’den liedler, düetler ve korallerden oluşmaktadır. 

 
02.12.2011, 20.00
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası


Paul Mann Şefliğinde, Piyanoda Emre Elivar, Kemanda Tuncay Yılmaz Ve Çelloda Gustav Rıvınıus’tan Oluşan Arkas Trio. 


08.12.2011, 20.30
Atilla Aldemir ve Leyla Yenisey Artay Konseri


Atilla Aldemir (Keman) ve Leyla Yenisey Artay (Piyano) Konseri Atilla Aldemir (Keman) ve Leyla Yenisey Artay (Piyano ); R. Schumann, H. Vieuxtemps, Fazıl Say, Godowsky-Heifetz ve Saint-Saens ‘dan Eserleri Ziçev Yararına Seslendirecekler.




15.12.2011, 20.00
MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI SENFONİ ORKESTRASI


R. Wagner: Die Meistersinger von Nürnberg Operası, 1. Perde Prelüdü P. İ. Çaykovski: 2. Senfoni, Op.17, Re Majör (Konserin solistleri ve seslendirecekleri yapıtlar daha sonra duyurulacaktır.) 


28.12.2011, 20.00
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası


İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası Şef Ramiz Malik Aslanov yönetiminde Beethoven’in Coriolan Üvertürü,Bruckner’in 7.Senfonisi,Henri Lolasvhili’nin Nostalgia adlı eserini seslendirecek Solist Dilara Ünsal. 



29.12.2011, 20.00
YENİ YIL PİYANO KONSERİ
 
Romantiklerle eski yılla vedalaşma Hakan Tezonar Dogaçlamaları ile Yeni Yılı Karşılama 
R. SCHUMANN “Papillons” op.2 F. CHOPIN “Balladlar” – Nr. 1 op-23, sol minör Nr. 3 op. 47, La Bemol Majör PIYANO: Ezgi Tezonar 4 El ile Romantikler: F. SCHUBERT “Fantasie” op. 103, fa minör E. GRIEG “ Peer Gynt ” Süiti Opp. 46 Nr.1 PİYANO: Ezgi & Hakan Tezona --ARA-- Hakan Tezonar - “ Dogaçlamalar “ - “ Fantasy for Ezgi“ op.1 - “ Dogaçlamalar “



30.12.2011, 20.00
Kopuz Oda Orkestrası Yeniyıl Konseri


Şef:Şekip Ensari
G.F.HANDEL
Op.6 No.10 Concerto Grosso(1685-1759)
Üvertür-Allegro-Air.Lento-Allegro-
Allegro-Allegro moderato
Solistler:Yusuf KÜÇÜKAKSOY(1.Keman),
Nuray ÖZBEY(2.Keman),Yasemin UL(Viyolonsel)

A.VİVALDİ
Mi minör Viyolonsel Konçertosu(1678-1741)
Largo-Allegro-Lento espressivo-Allegro
Solist: Gökçe SARI (Viyolonsel)
ARA
G.FAURE
Op.24 ‘ELEGİE’(1845-1942)
Solist: İpek AKANAY (Viyolonsel)

L.JANACEK
Bir Halk Ezgisi
(1854-1928) I.ALBENİZ
‘Tango’ Op.165 Nr.2 (1860-1909)
L.SEARLE 1.Weekend Waltz
(1937- )
2.Ivy House
Serhat GÜRKAN
Tango Feelin






9 Aralık 2011 Cuma

Cemal Reşit Rey Konser Salonu - Aralık 2011


2 Aralık 2011, 20.00
Xavier Phillips
1971 yılında Paris’te doğan Xavier Phillips; çelloyla 6 yaşında tanıştı. 15 yaşındayken Paris Konservatuarına kabul edilen sanatçı, Philippe Muller ile çalışma fırsatı buldu ve 1989’da konservatuarı birincilikle bitirdi. Henüz genç yaştayken uluslararası birçok ödül kazanan Xavier Phillips, bu yarışmalardan birinde Mrtislav Rostropovitch ile tanıştı. Bu tanışma, sanatçının ustalık mertebesine ulaşması yolunda kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Xavier Phillips, Avrupa’da ve Amerika’da en prestijli salonlarda en iyi orkestralarla birlikte konserler verdi. Xavier Phillips, dünyanın dört bir yanında farklı orkestralarla ve solo olarak konserler vermeye devam etmektedir.


Igor Tchetuev
1980 yılında Ukrayna’da doğdu. Henüz 14 yaşındayken ünlü şef Vladimir Krainev adına düzenlenen “Uluslararası Vladimir Krainev Genç Piyanistler Yarişması” nda birinci oldu. Yedi albümü ulunan Igor Tchetuev, Ukrayna’nın son yıllarda müzik dünyasına hediye ettiği en önemli yeteneklerden biri olarak, farklı kıtalarda, farklı isimlerle, orkestralarla ve solo olarak konserler vermeye devam ediyor.

Program
Britten Cello sonata in C op.65
Schnittke Cello sonata n°1
Ara
Rachmaninov Cello Sonata in G minor, Op. 19




7 Aralık 2011, 20.00

Pagagnini by Ara Malikian

Ylana ve Ara Malikian, birlikte hazırladıkları müzikal ve komedinin birlikte sunulduğu bu gösteri için Paganini teması üzerinde duruyorlar. Gösteri, Mozart, Pachalbel, Chopin, Boccherini, Falla, Sarasate ve Paganini’nin yanı sıra rock ve folk öğelerinden de izler taşıyor. Sanatçılar, eserleri çalmalarının yanı sıra, keman ve çello ile birlikte hazırladıkları sahne performanslarıyla seyircinin de katılımını sağlıyorlar. Paganini’nin dahi zekâsı gösterinin ana referans noktasını oluşturuyor. Bu proje, onun karmaşık besteleri, atak kişiliği, inanılmaz yeteneğiyle Paganini’ye bir saygıyı ifade ediyor. Klasik müziğin çağdaş sunumunun gerçekleştirileceği bu gösteri, 7 Aralık Çarşamba akşamı CRR seyircisine keyifli bir akşam yaşatacak!





9 Aralık 2011, 20.00

Nobuyuki Tsujii

Dünyanın sayılı orkestraları ve salonları tarafından ilgiyle takip edilen Nobuyuki Tsujii, Japonya’da pek çok sanatçıdan daha çok tanınıyor. Yalnızca 2009-2010 sezonunda, Asya kıtası dâhil olmak üzere 50’nin üzerinde performans sahneleyen Tsujii, 2010 yazında, Ravinia Festivali’nde ilk defa sahne aldı. 2010-2011 sezonunda ise sanatçı; Mondavi Center, UCLA Performans Sanatları Merkezi’nde Takacs Quartet ve Yutaka Sado gözetimindeki BBC Filarmoni ile birlikte performans sergiledi. Doğuştan görme engelli olan Nobuyuki Tsujii, müziğin sınırları olmadığını gösteriyor. İlk ödülünü 7 yaşındayken Japonya’da düzenlenen Görme Engelliler Müzik Yarışması’nda kazanan Tsujii, 12 yaşındayken Tokyo Suntory Salonu’nda resitaller vermeye başladı. Japonya’nın önde gelen orkestraları ve aynı zamanda dünyanın önde gelen orkestraları ile birlikte Asya, Avrupa, Amerika ve Orta Doğu’da konserler veren sanatçı, 2005 yılında 16 yaşındayken Polonya’da düzenlenen 15. Uluslararası Frederic Chopin Piyano Yarışması’nda “Critic’s Award” ödülünü kazandı. 2009 yılında Texas’ta düzenlenen 13. Van Clibrun Uluslararası Piyano Yarışması’nda altın madalya kazanan Nobuyuki Tsujii, halen Ueno Gakuen Üniversitesi’nde Masahiro Kawakami, Yukio Yokoyama ve Kyoko Tabe ile çalışmalarını sürdürmektedir.

Program
W.A.Mozart / Piyano için Sonat K. 331 La Majör
L.v. Beethoven / Piyano için Sonat No. 21 Do Majör “Waldstein”
Ara
M. Mussorgsky / Bir Sergiden Tablolar





13 Aralık 2011, 20.00

Venice Baroque Orchestra

1997 yılında klavsenci Andrea Marcon tarafından kurulan “Venice Baroque Orchestra”, dünyada dönem müziği icra eden en önemli topluluklar arasında gösterilir. Kendini 17’inci ve 18’inci yüzyılın başyapıtlarını yeniden keşfetmeye adamış olan Venice Baroque Orkestra; Cavalli’nin “L’Orione”si, Vivaldi’nin “Atenaide”si ve “Andromeda liberata”sı, Menedetto Marcello’nun “La morte d’Adone”si gibi birçok önemli eseri icra ederek bir anlamda bu eserlerin “modern zaman prömiyerlerini” yaptı. Bu sezon Amerika Birleşik Devletleri’nde yirmi sekiz konserlik bir turne yapan, dünyaca ünlü isimlerle özel konserler veren, Avrupa’nın en prestijli salonlarında sahne alan ve Barok Müziğe önemli eserler kazandıran Handel, Cimarosa ve Galuppi gibi bestecilerin eserlerini de yorumlayan Venice Baroque Orchestra, dünyanın dört bir yanında konserler vermeye devam ediyor.

Program
A. Vivaldi
A. Marcello
G. P. Telemann
Ara
F. Geminiani
A. Vivaldi
G.P.Telemann




23 Aralık 2011, 20.00
Viyana'dan Esintiler

Klasik müziğin kalbinin attığı Viyana’da yetişmiş unutulmaz müzisyenlerin eserleriyle Viyana’da yetişmiş bir Türk solisti buluşturacak bu konser; klasik müziğin tanınmış melodileriyle dinleyicilerine hoş bir Viyana esintisi yaşatacak. Müzik eğitimine Viyana’da devam eden Serap Göğüş ve Wild Ensemble üyelerinin oluşturduğu Wien Quartet, Viyana’dan esintiler sunacak. Viyana’nın barok, klasik, romantik dönemlerinden eserlerin sergileneceği konserde Handel, Mozart, J. Strauss ve Lehar başta olmak üzere Viyana operetleri ve Viyana Liedleri seslendirilecek.




28 Aralık 2011, 20.00

Çaykovski Senfoni Orkestrası 
Yılbaşı Konseri 
Sanat Yönetmeni ve Şef Kondüktör:
Vladimir Fedoseyev

Uluslararası alanda Rusya’nın en prestijli ve çok yönlü orkestralarından birisi olan Çaykovski Senfoni Orkestrası, 1930 yılında Sovyet Radyosu’nun ilk Senfoni Orkestrası olarak kuruldu. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine kadar orkestra, resmi olarak Sovyet Radyosu’nun resmi orkestrası oldu. Alexander Orlov, 1930 yılında orkestranın ilk şefi oldu ve orkestraya geniş bir repertuar kazandırdı. 1937 ‘den günümüze kadar, orkestrada pek çok değerli şef görev aldı. Yıllarca pek çok besteci, misafir şef ve solistler Moskova Radyosu Çaykovski Senfoni Orkestrası’nın gelişiminde rol aldı. 1993 yılında, orkestranın ismi; Rusya Kültür Bakanlığı tarafından büyük Rus bestekâr Peter Çaykovski’nin hatırasına bir saygı ifadesi olarak Moskova Radyosu Çaykovski Senfoni Orkestrası olarak belirlendi. Moskova Radyosu Çaykovski Senfoni Orkestrası, Shostakovich, Khachaturian, Miaskovsky, Prokofiev, Gliere, Sviridov, Boris Tchaikovsky Taktakishvili, Toradze, Oganesyan, Melikov, Barkauskas, Tormis ve Gubaidulina gibi pek çok ünlü bestecinin prömiyerinde yer aldı.

Program
Stravinsky
‘Petroushka’ 1947 version
Ara
Tchaikovsky
The Nutcracker, 1892
Suite from the Ballet. Arrangement of V.Fedoseyev (2006)
Valse des Fleurs
Dance des Mirlitons
Trepak
Valse
Le Cafe
Grossvater
Berceuse
Minuit Sonne. L’Arbre du Noel

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası - Aralık 2011

Arkas Trio

2 Aralık 2011, 20.00
Caddebostan Kültür Merkezi

Paul Mann, şef
Arkas Trio
Emre Elivar, piyano
Tuncay Yılmaz, keman
Gustav Rivinius, çello

Program
L. Van Beethoven Üçlü Konçerto
A. Dvorak Senfoni No.6



Burçin Büke
9 Aralık 2011, 20.00
Fulya Sanat Merkezi

Andrew Greenwood, şef
Burçin Büke, piyano

Program
E. Elgar Introduction and Allegro
S. Saens Piyano Konçertosu No. 2
S. Rachmaninov Senfoni No.2



Sabina Cvilak
18 Aralık 2011, 19.00
Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı
Antonio Pirolli, şef
Sabina Cvilak, soprano

Program
R. Strauss Don Juan Uvertürü
R. Strauss Son 4 Şarkı
O. Respighi Roma Bayramları



Nil Kocamangil
23 Aralık 2011, 20.00
Fulya Sanat Merkezi
Patrycja Pieczara, şef
Nil Kocamangil, çello

Program
A. Dvorak Si Minör Op.104 Çello Konçertosu
F. Mendelssohn Senfoni No.3



Ayhan Uştuk
30 Aralık 2011, 20.00
Dorian Wilson, şef
Aydın Uştuk, tenor
Birgül Su Ariç, soprano



6 Aralık 2011 Salı

Benyamin Sönmez'i Çalış'ta Uğurladık

Benyamin Sönmez’i kaybetmemizin ardından, içten ve gerçekçi yazısıyla Hakan Ali Toker’e teşekkürlerimle…


Benyamin Sönmez


Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir. Her şeyin, her olayın arkasında bir anlam "vardır" demeyeceğim, ama düşünülürse her şeyin arkasında bir anlam "bulunabilir" diyorum. Yani, anlamı belirlemek bize bağlı. İnsan anlam vermezse, hayatın ve içindeki hiçbir şeyin anlamı yok. Olaylara anlam vermek, hayatımızı yönlendirir, bir sonraki adımlarımızı belirler. Bu, insanın içindeki tanrısal güçleri harekete geçirir -yahut, tanrının insan üzerinden gücünü göstermesi için bir fırsattır, bakış açınıza göre. Hayatımızdaki olayları ne kadar yapıcı, olumlu bir şekilde anlamlandırırsak, ondan sonraki hayatımızın o kadar olumlu bir yöne akmasına önayak oluruz.   

Geçtiğimiz cuma sabahı Benyamin'in ölüm haberini alınca, manevi annesi olduğunu bildiğim bir meslektaşımı aradım. Telefonda "Gülnara, sen misin?" dedim. Düzletmedi, "benim" dedi Gulmira Hanım. Demek bu kadar dikkat etmişim, arkasından gözyaşı döktüğüm dostumun defalarca gördüğüm manevi annesine. Utandım. Cenazenin nerede olacağını sordum. Ertesi gün, Fethiye'de olacağını söyledi. "Fethiye'nin neresinde?" dedim, "Çalış" dedi. Duyduğumdan emin olamadım, tekrar sordum, tekrar "Çalış" cevabını aldım. O anda beynimde küçük bir şimşek çaktı. Karşımda benden büyük, yetkin bir piyano hocası, sanki tembellik ediyormuşum gibi bana "çalış!" diyordu! Bunun sırası mıydı?... Tabii, kısa süre sonra, "Çalış"ın Fethiye'nin bir mahallesi olduğunu anladım.   

Oraya gittim ve törene katıldım. Benyamin'in ailesi ve dostlarıyla kaynaştık, ağlaştık. Benyamin'le beraber pek çok resital yapmış olmamıza rağmen, ortak dostlarımız fazla değildi. Ailesiyle üstünkörü tanışmışlığım vardı, isimlerini bile hatırlamıyordum. Ancak orada, Çalış'taki cenaze evinde, onun annesi Fatma Teyze ve babası Ünal Amca, biraz da benim anne-babam haline geldiler; o güne kadar pek samimiyetim olmayan ortak dostlarımız, biraz da benim dostlarım haline geldiler. Adını bile bilmediğim, ilk defa gördüğüm insanlarla olanca içtenliğimizle kucaklaştık, daha sonra isimlerini öğrendim, iletişim bilgilerini aldım. Bunlar, Benyamin'in zamansız gidişine anlam kattı. Şimdi bu insanlara, bu hızlandırılmış yoldan kazandığım samimiyet duygularıyla seslenmek istiyorum:   

Anne, baba, dostlar! Acımız, acınız çok büyük. Herhangi bir anne-babanın ya da dostun acısından daha büyük. Çünkü o, herhangi bir insan değildi. Çok gençti ve genç yaşta sanatında, pek çoğumuzun hayal bile edemeyeceği bir seviyeye gelmişti -içtenliği, dostluğu, insanlığı da cabası… Önünde daha yıllar vardı; koskocaman, kutup yıldızı kadar parlak bir kariyerin daha başındaydı. O yaşasaydı, gelecek, Türkiye'nin geleceği farklı olacaktı. Klasik müzikte hâlâ yiyecek on fırın ekmeği olan bir ülke olarak, dünya literatürüne sunabildiğimiz çok az solistten biri olacaktı. Ama olmadı, olamadı.    

Peki, şimdi ne olacak?   

Söyleyeyim: İlk bakışta hepimize büyük bir kayıp ve kader tarafından büyük bir haksızlık olarak görünen bu acı olaya olumlu anlamlar yükleyeceğiz. Ben size kendi bulduğum anlamı açıklayacağım. Aklınıza yatmazsa, yahut yeterli bulmazsanız, sizi, kendinize daha uygun gelen bir anlamı arayıp bulmaya davet ediyorum, yeter ki olumlu olsun. Ruhlara inanır mısınız? Ben şüphe ederim. Ama bunun bir önemi yok. Çünkü insan, gerçeğini, biraz da inanarak yaratır. İnanmayı seçiyorum ki, onun genç bedeninde ikâmet eden çok daha yaşlı ve bilge bir ruhu vardı. Yaşamayı seçtiği hayatla ve aramızdan erken ayrılışıyla bize bir mesaj verdi. Ben o mesajı, Gulmira Hanım'ın ağzından aldım: "Çalış!"...   

Anne, baba! Bu mesajı anlamaya çalışın. İnanmaya çalışın ki, o ölse dahi, yok olmadı: içimizde yaşıyor. Benyamin'in dostları olarak bizler, artık hepimiz sizin evladınız olduk. Onu özleyince bizlere sarılın, bizler de size! Biliyorum, acınızı hiçbir şey dindiremez. Ama en azından hafifletmeye çalışın, yeni kazandığınız evlatlarınızla -tabii bizler de bu konuda hayırlı çıkmalıyız.   

Günde bir saat fazladan çalışın   

Çellistler ve onu önemseyen tüm genç müzisyenler! Daha çok çalışın! Günde bir saat fazladan, Benyamin için çalışın. Sadece anasanat dalınıza değil, hayatta da biraz daha onun gibi olmaya çalışın, birbirinize onun gibi sarılmaya çalışın -o sevdiklerine nasıl sarılırdı, bilir misiniz? Sımsıkı, insanın kemiklerini çatırdatarak ve boyu bosu gibi koskocaman bir gülümsemeyle!   

Konservatuvarlılar, sözüm meclisten içeri: Birbirinizin kuyusunu kazmaya çalışmayın, birbirinize daha ziyade destek olmaya çalışın! Garanti veriyorum, böyle yaparsak, hepimiz daha çabuk yükseliriz ve Türkiye'nin gurur duyacak daha çok evladı olur. Bu kuyuların çokluğu yüzünden kimse başını kaldıramıyor kolay kolay; hepimizde yurtdışına kaçma ihtiyacı var, çukura düşmeden hem mesleki yetilerimizde, hem kariyerimizde ilerleyebilmek için.    

Hocalarım, büyüklerim! Gelin şu konservatuvarlara girişteki "yetenek sınavı"nı tekrar gözden geçirin. Ben de, Benyamin de, ilk denememizde son derece başarısız olmuş, "yeteneksiz" olarak elenmiştik. Yılmayıp, çalışarak tekrar deneyince ancak girebilmiştik okula. Sonra bakın, neler oldu... Okula girip de sonradan atılan ama kendini müzik dünyasında kanıtlayanlar da ayrıca dikkate değer. Gelin, doğuştan "yetenekli-yeteneksiz" insan ayrımı yapmayın, bu işe baş koyan insanlardaki potansiyeli ortaya çıkarmanın yollarını arayın, üstünüze vazife edinin. Bütün tecrübeme dayanarak söylüyorum ki, "yetenek" kimsenin ölçemediği belirsiz bir mittir; motivasyon ve "çalışma" esastır.   

Genç müzisyen adayları! "Benyamin Sönmez kadar olamam, o Allah vergisi yetenek bende yok!" demeyin. Onun gibi olmanın formülü, motivasyon+çalışmaktır. Doğru motivasyon, doğru çalışma ve çok çalışma. İnanıyorum ki, her çocuk, müzikte veya seçebileceği her alanda son derece üstün bir potansiyelle dünyaya geliyor, ancak pek çok yönümüz hayat tarafından erken yaşlarda köreltiliyor. Üstün nitelikli bir müzisyen olabilmek için, önce, olabileceğimize inanmamız gerekir -hem de çocukça bir saflıkla, daha elimizde hiçbir şey yokken! Sonra da bu yolda çalışmaktan keyif almamız gerekir, çünkü insanın beyni, keyif aldığı bir işi yaparken daha verimli çalışır, potansiyeli ortaya çıkar. İnanç+keyif=motivasyon. 
Benyamin inanıyordu, karşısına çıkan onca engele rağmen, en yüksek doruklara çıkabileceğine; ve çello çalmaktan büyük keyif alıyordu, âşıktı sazına! Onu sahnede çalarken yakından görme şansına erenlerimiz şahidiz. O, bu arada, epey sıkıntıya katlandı -engeller, dedim ya. Ama iyi müzisyen olmak için acı çekmek gerektiğine inanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Acı bir yan etkidir, önkoşul değildir. Müzik eğitimi uğruna acı çekmeye çalışmayın, öğrencilerinize de çektirmeyin. Bilâkis, haz almaya çalışın. Haz almaktan utanmayın! Hocalarınız da utandırmasın, teşvik etsin! Yolun her aşamasında, sanat dalınızda ulaştığınız her seviyede, yaptığınız her icradan, hatalarınızla beraber -onları düzletmeye uğraşırken dahi-, önce haz almaya çalışın. Alıyorsanız, gerekli cevher, yani hammadde sizde var demektir. Başarısızlık korkusuyla değil, hazla güdümlenmiş motivasyonu yetenek sayın.   

Artık kopmayalım   

Ve ondan sonra, sevgili öğrenciler, kendinize doğru okul, doğru hoca, doğru metot seçmeye çalışın. Hocanın öğrenciyi seçmesi kadar, öğrencinin de hocayı seçmesi önemlidir, buna izin verilmelidir. Bu doğruların ışığında çok çalışırsanız, sizler de Benyamin Sönmez gibi olabilirsiniz. Eğer hocanız, çalışma metodunuz yanlışsa, çok çalışmak işe yaramaz; boşa kürek çeker, sonra da "yeteneksizmişim" diye kestirip atarsınız, yahut gaflet içinde bir hoca sizi "kestirip atar". Çalışırken aldığınız sonuçları tartın, farklı metotlar izleyen meslektaşlarınızın sonuçlarıyla karşılaştırın. Fikir alışverişinden korkmayın! Sizi eksiltmez, çoğaltır. Yanlış okulda/hocada/metotta olduğunuzu anlarsanız; doğrusunu arayın, bulun ve ona geçiş yapın. Gerekirse 2-3 kere, gerekirse yıllarınızı verdikten sonra değiştirin.   

Ben öyle yaptım. Benyamin de öyle yapmıştı. Detayları biyografilerimizde. Bu arada, bu geçişleri yaparken eski okulunuza/hocanıza kızmayın, küsmeyin. Ne kadar üstün nitelikli olsa da, her hoca/metot her öğrenciye uygun değildir. Birine yarayan, diğerine yaramayabilir. İşte bu yüzden dünyada bugün bu kadar çeşitli ekol var ve hepsinin de yetiştirdiği üstün nitelikli müzisyenler var. Eski hocanıza/okulunuza/tekniğinize veda ederken, ne olursa olsun saygılarınızı sunun, müteşekkir ayrılın. Az ya da çok, ondan öğrendiğiniz bir şeyler mutlaka vardır; ama müzik adına, ama hayat adına, ama ne yapılması gerektiğine ilişkin, ama ne yapılmaması gerektiğine ilişkin! Kendiniz için doğru bulduğunuz, maksimum verim aldığınız yola girince de çok çalışın. İşte o zaman çok çalışmak işe yarar.    

Benyamin öyle yapmıştı. Onun hayatı bizlere yol göstersin, ölümü de ders olsun. Birbirimize daha içten yaklaşalım, destek olalım -sadece büyükler küçüklere değil, herkes birbirine-, daha çok sevelim ve sevdiklerimizle ilgilenmeyi ertelemeyelim; en azından buna çalışalım, elimizden geldiğince! Benyamin Sönmez'i Çalış'ta gömmedik *; bilakis, o bizi Çalış'ta bir araya getirdi. Artık kopmayalım!   

Hakan A. Toker

* Teknik anlamda da, Çalış'ta değil, Çatalarık mezarlığında defnedildi. Çalış'ta ailesinin evi var, tüm sevenlerine açık.